GENÇLERLE BARIŞ İÇİNDE YAŞANABİLİR Mİ?
Bu soruya bir tek karşılık verilebilir: Evet yaşanabilir! Aslında zorunludur da.Gençlik çatışmalarının, sürüp gitmesi gençlerle yetişkinler arasında kapatılmaz gibi görünen bir uçurumun varlığı insanı karamsarlığa itebilir. Ancak gençleri anlamak ve onlarla dayanışmak zorundayız. Coşkuları, haktan ve daha iyi bir düzenden yana oluşları, yetişkinleri durgunluk ve tutuculuktan çıkarmakta yararlı olur. Bir Fransız atasözü “Gençler bilse, yaşlılar yapabilseydi” der. Onlardaki enerji ve ilerleme tutkusu, eski kuşaklardaki coşkuyu tazeleyebilir. Buna karşılık gençler ne kadar yatsısalarda yetişkinlerden öğrenecekleri çok şey vardır. Eski kuşaklarla yeni kuşakların birbirinden kopmaması için tek yol vardır, oda iletişim kurmak ve sürdürmekten geçer Bu iletişim koptuğu zaman günümüzde olduğu gibi çalkantı ve kargaşa sürer gider. İletişimi başlatmak zor olsa bile, bunun sorumluluğu yetişkinlere düşer. Bu olmadan gençlerin atılganlığı ve baş kaldırmaları yumuşatılıp olumlu yönlere çevrilemez. Yakından bakılınca yetişkinlerin gençleri gereksiz yere karşılarına aldıkları gözlenebilir. Örneğin; oğlunun davranışını beğenmeyen baba oturup oğluyla görüşeceği yerde anayı aracı yapar. “ Kendine çeki düzen versin yoksa karışmam” der. Oysa bu tutum gençle babayı yaklaştırmaz, uzaklaştırır.Her şeyden önce gençlik çağının fırtınalı ve çetin bir dönem olduğunu göz önünde tutmakta yarar var. Gencin iniş çıkışları ve bocalamaları karşısından soğukkanlı kalabilmek gerekir. Kendi kendisiyle savaşan gence en iyi yaklaşım imkan ölçüsünde tutarlı davranmaktır. Kendi gibi durmadan değişen ana baba gencin bocalamasını ancak artırır.
İlkokul çocuğunda baskı ve ceza bir süre için davranışı düzeltebilir. Ancak gencin tepkisi kesilmeyecek ölçüde sert olabilir. Daha çok baskı ve kısıtlama baş kaldırmayı körükleyebilir.
Boş haksız yere atılan bir tokat evden kaçmaya ya da kendini öldürme girişimlerine yol açabilir. Genellikle delikanlıya daha geniş bir davranış özgürlüğü vermek zorunluluğu vardır. Gencin çekişe çekişe anayı babayı usandırarak koparacağı hakları ona daha önceden sağlamak yerinde olur. gerekirse sürtüşmeyi azaltır. Örneğin; arkadaşlarla birlikte gezmek, eve biraz daha geç dönmek gibi haklar yavaş yavaş artırabilir. pastanede toplanmak ,yaş günü toplantılarına katılmak,topluca maça gitmek gibi haklardan yoksun kalan genç,arkadaşları yanında yerini ve saygınlığını yitirir.Evde de ters ve huysuzdur.
Buna karşılık gençten gelen her isteği karşılamak diye bir kural yoktur.Tepkisinden korkup, her hevesine boyun eğmek, çıkmaz bir yoldur.gençler hem daha çok özgürlük arar.Hem de belirli bir yerde dizginlenmeyi beklerler.gencin her isteğini yerine getiren ana baba, güven verici olamaz.tatlı sert bir yaklaşım her zaman başarılı olur.Genci sırasında durdurabilmek için bir koşul vardır:genç için önemli olan ayrıntılarda gereksiz olan sürtüşmeye girmemektir.Öyle babalar vardır ki saçını kestirmezse oğluyla konuşmayacağını söyler.uzun saç ise, gencin kazanmaya çalıştığı kişiliğin ayrılmaz bir parçasıdır.bu konuda inatlaşma genç ile babayı çileden çıkarır.Bu durumda öfkelenmemek elde değildir.Öfkeyi tümden bastırmak gereği de yoktur.
Ancak aşağılatıcı hale getirerek arkadaşları yanında küçültücü sözlerden kaçınmak gerekir.
Genç aykırı düşünce ve görüşleriyle sınadığı zamanlarda oyuna gelip ters tepki göstermek yanlış olur.Genç bu durumlarda kendisinin kazandığını sanır.Bu durumlarda genci dinlemek sonrada ona düşüncesindeki boşlukları ve yanılgıları göstermek çoğu kez yeterlidir.Ana yada babanın tartışmayı kazanmak ister gibi davranması genci daha çok savunmaya itecektir.Gence her konuda akla kara gibi kesin yargılara varılamayacağını belirtmek yeterli olur.Üstünde düşüneceği ip uçları ve bilgiler verip konuyu araştırmasına yardımcı olunmalıdır.”Sen ne bilirsin ki böyle yüksekten atıyorsun” gibi küçümseyici tutumlardan kaçınmak gerekir.
Gence büyüdüğünü ve daha bağımsız hareket edebileceğini belirtip yaşına uygun sorumluluklar verilmelidir.Hatta giyim kuşamını kendi belirleyebilmelidir.Tökezlemeleri ve yanılmaları karşısında alaycı tutum takınmak genci evden soğutur.Olumlu davranışları övülmeli ama göklere
de çıkarılmamalıdır. Başarısızlıkların da suçlamaya girişilmemeli anlayışlı olunmalı onunla birlikte oturup ağlanmamalıdır da. Bu durumlarda çoğu zaman genci dinlemek yeterlidir.
“Benim gençliğimde” diye başlayan söylevlerden kaçınılmalıdır. Çünkü dinlemezler.Ancak kendileri bir şey sorduğunda ana baba mutlaka açıklama yapmalıdır.Çünkü çocuklar gibi gençlerde en çok kendi soruların cevabını merak ve unutmazlar.Gençlerle yalnız sorunları çıktığında konuşmak yetmez.Sık sık ana baba ile söyleşi ve dertleşme imkanı bulabilmelidirler.
Nazım DEVELİ (Felsefe Grubu Öğretmeni) den alıntıdır.
0 yorum:
Yorum Gönder