Arabaya bindiğimde gün daha yeni başlıyor, güneşin ışıkları belli belirsiz yayılıyordu etrafa. Burası her ne kadar çok sıcak bir memleket olsada sabahın serinligi insanı üşütüyordu böyle. Bu kadarda erken yola çıkılmazki diye geçiriyordum içimden.
- Hoca üşüdün mü kaloriferi açayım mı? dedi Mehmet Ağa. O kendine has bakışları ile dikiz aynasından beni seyrederken,
- Aç tabi bende romatizma var bu dizler dayanmaz sonra.
Hacı dayı beyaz sakallarını şöyle bir ovuşturdu ve kafasını geriye atıp gülerek,
- Hoca sen daha çok gençsin, romatizma nasıl olur diye sordu.Doğru gençtim ama işte bu illette vardı başımda.
Köy yolu bitmiş ana yola çıkmak üzere idik. Mehmet ağa şaşırdı herhalde dedim. Siverek’ e gitmek için sağ sinyalini vermeleydi halbuki o sol sinyalini yakmış ve sola dönmek için yolu kontrol ediyordu ve sola döndü. Allah Allah bu yol Mardin’e çıkmıyor muydu? Mehmet Ağa iyice ısınan arabanın kaloriferini kapattı ve yine dikiz aynasından bir bakış atarak
- Hoca seni kaçırıyoruz dedi. Yüzündeki ifade insanın kanını donduracak cinsten gayet sert ve gayet ciddi bir ifade idi.Yutkundum ve bende en az onun kadar soğuk kanlı bir ifadeyle;
- Kaçırıyorsun öylemi, diyebildim ve ortalık birden sessizleşti.
Suskunluk Hacı Dayının, Mehmet Ağa’ya kürtçe bir şeyler söylemesi ile bozuldu ama ben hiçbir şey anlamamıştım. Daha bu köye geleli dört gün olmuş ve beşinci günü Siverek’e gitmem gerektiği için henüz tam anlamıyla tanımadığım bilmediğim ve Mehmet Ağa dedikleri bu adaımn arabasına binmiştim. Acaba Hacı Dayı Mehmet Ağa’ya ne demişti? Yolumuzda yanlıştı ve Mardin 40 km tabelasını görünce kaçırıldığımı anlamıştım.O an neler geçiyordu aklımdan neler? Burası doğuydu, insanlarını bilmiyordum.Ve buralarda hala çatışmalar oluyordu. Gelmeden önce ve geldikten sonra olumsuz yüzlerce şey duymuştum. Bilmem şu köyün öğretmenlerini kaçırmışlar, bir daha o öğretmenler bulunamamış. Başka bir köyün öğretmenini okul yolunda vurmuşlar. Daha neler neler…
Zaten bu köyü bulmamda hayli zor olmuştu .Siverek’e gelip göreve başlama işlemlerini tamamladıktan sonra Şube Müdürüne ilk sorum köye nasıl gideceğim olmuştu. Adam belediyeden, çarşıdaki esnaflardan ve dolmuş duraklarından öğrenebileceğimi söylemişti. Dediği yerlerden sordum ama İnanlı köyünü bilen yoktu. Artık umudunu kesmiş bir şekilde son kez bir taksiciden sordum. Cana yakın içten davranan bu adam hocam hemen götüreyim Siverek’e yakın Karacadağ tarafında bir köy demişti.Atladık arabaya bir müddet asfalt yol sonra stabilize sonra taşlı topraklı tozlu yollar. Git git yarım saat bitmiyor,adama ikide bir soruyorum geldik mi diye adamın ağzını bıçak açnıyor. Nihayet geldik dedi.
Okulun önüne kadar vardık.Okulun tabelasında

İlanlı İlkokulu yazıyor.Bu işte bir tuhaflık varya dedim.Gerçektende tuhaflık olduğu okuldan çıkan öğretmenin İnanlı burası değil Viranşehir tarafında bir köy demesiyle ortaya çıktı.Ben dedim taksiciye İnanlı o getirdi beni İlanlıya.Aynı yollardan geriye döndük. Siverek’e geldik bu sefer mahçup olan taksiciyle sorup soruşturduk İnanlı köyünün adını bilen yok. Ne yapayım soluğu yine Şube Müdürünün yanında aldım. Hocam Allah’ ını seversen bu İnanlı nerede? Şube Müdürü büyük bir harita çıkardı Urfa haritası.Arıyor benim İnanlı’yı. Baktı baktı sonunda buldu. Kocaman işaret parmagını koydu bir noktaya işte burası dedi. Buraya gideceksin. Hay hay da nasıl? Aşağıdan belediyeden sağdan soldan sor hocam demez mi? Demesi ile benim ayağa kalkıp sinirli bir ifade ile
- Sayın Müdürüm sabah İlanlı diye bir köye gittim geldim,sabahtan beri İnanlı’ ya nasıl gideceğimi araştırıyorum köyü bilen yok ve şu an saat dört.Doğal olarak bende nasıl gidecegimi bilmiyorum.Aşağıdaki Feran Palas Oteline çantamı bıraktım ve siz bir vasıta bulup gönderene kadar orada kalacağım.Siz gidecek bir vasıta bulursanız haber edin bende gideyim dedim. Kan beynime sıçramıştı. Adam benle dalga geçiyordu sanki. Şube Müdürü bu sözlerimden sonra diyecek bir şey bulamadı. Herhalde hiç böyle bir tepki beklemiyordu. Ve o anda içeri giren orta boylu kır saçlı bir adam yardımcı olmak maksadıyla sorunun ne olduğunu sordu? Bu inanlıyı arıyorum deyince orasını biliyorum Viranşehir’de yolun kenarında bir köy demez mi? Hele otur bir de şu haritaya bak doğru mu? Evet tamda burası. Oh be dedin içimden hele şükür köyün yerini bilen birini bulmuştuk. Adamla anlaştım ve ertesi sabah gayet sapa, ters-düz, taşlı kayalı yollardan geçerek köyüme gelmiştim. İnanlı köyüme.
- Sayın Müdürüm sabah İlanlı diye bir köye gittim geldim,sabahtan beri İnanlı’ ya nasıl gideceğimi araştırıyorum köyü bilen yok ve şu an saat dört.Doğal olarak bende nasıl gidecegimi bilmiyorum.Aşağıdaki Feran Palas Oteline çantamı bıraktım ve siz bir vasıta bulup gönderene kadar orada kalacağım.Siz gidecek bir vasıta bulursanız haber edin bende gideyim dedim. Kan beynime sıçramıştı. Adam benle dalga geçiyordu sanki. Şube Müdürü bu sözlerimden sonra diyecek bir şey bulamadı. Herhalde hiç böyle bir tepki beklemiyordu. Ve o anda içeri giren orta boylu kır saçlı bir adam yardımcı olmak maksadıyla sorunun ne olduğunu sordu? Bu inanlıyı arıyorum deyince orasını biliyorum Viranşehir’de yolun kenarında bir köy demez mi? Hele otur bir de şu haritaya bak doğru mu? Evet tamda burası. Oh be dedin içimden hele şükür köyün yerini bilen birini bulmuştuk. Adamla anlaştım ve ertesi sabah gayet sapa, ters-düz, taşlı kayalı yollardan geçerek köyüme gelmiştim. İnanlı köyüme.
Gün iyice ağarmıştı.Ve yolculuk devam ediyordu.Acaba kapıyı açıp atlasam mı diye düşündüm.Bu çok tehlikeli olabilirdi, ölebilirdim.Biraz daha beklemeliydim.Başıma gelecekleri bekleyip görmeliydim. Viranşehir 30 tabelasını görünce Mehmet Ağa’ ya neden Viranşehir’ e gittiğimizi sordum. Mehmet Ağa gülümsedi ,bir müddet sonra araba yavaşladı ve soldaki yol ayrımına döndü.Yol tabelasında Karakeçi 30, Siverek 60 km yazıyordu. Şimdi anlamıştım.Bu kestirme bir yol idi Siverek’ e gitmek için ve bizde bu yolu kullanıyorduk.Kendi kendime güldüm. Mehmet Ağa’ nın seni kaçırıyoruz sözü tamamı ile bir şaka imiş.O gün Siverek’ e gittik ve yine beraber köye döndük. Orada kaldığım günler içerisinde gördüm ki aslında bu insanlar çok şakacı, hemde her mevzuda.
Ve bu köyde çalıştığım günler boyunca daha önce edinmiş olduğum önyargılarımı bir bir terk etmem gerektiğini anladım.Bu kaçırma şakası bana çok güzel bir Hayat Bilgisi dersi olmuştu:
Ve bu köyde çalıştığım günler boyunca daha önce edinmiş olduğum önyargılarımı bir bir terk etmem gerektiğini anladım.Bu kaçırma şakası bana çok güzel bir Hayat Bilgisi dersi olmuştu:
Asla insanlara karşı önyargılı olma.Ve kaderine razı ol.

0 yorum:
Yorum Gönder