11 Şubat 2008 Pazartesi


Çok samimi dosttular. Biri çok kurnaz, atılgan ve hareketli, diğeri ise tam tersine saf, dürüst ve sessizdir.
Bir gün kurnaz olanı, arkadaşının yanına giderek işlerinin bozulduğunu söyler ve kendisinden para ister. Samimi dostu onu hiç kırmaz ve elindeki bütün parayı arkadaşına verir. Arkadaşı bu parayla işlerini düzeltir.
Bir süre sonra kurnaz olanı yine arkadaşının yanına gider ve arkadaşının evlenmek üzere olduğu nişanlısını çok beğendiğini söyleyerek onu kendisine vermesini ister. Arkadaşı çok şaşırır, ne diyeceğini bilemez. Fakat aralarında o kadar kuvvetli bir sevgi vardır ki, arkadaşına hayır diyemez, nişanlısını arkadaşına verir.
Zaman içinde saf olanın işleri bozulur ve aklına ilk olarak arkadaşı gelir... “Ben ona sıkıştığında iyilik yapmıştım” diyerek arkadaşının iş yerine gider ve kendisine çalışması için iş vermesi teklifinde bulunur. Ama çok güvendiği arkadaşı ona iş vermez. Bizimki pişmanlık ve üzüntü içinde geri döner, ama yine de arkadaşına çok fazla kızamaz. Ne de olsa piyasada yapabileceği bir sürü iş vardı.
Bir gün sokakta dolaşırken yanına hasta yaşlı bir adam yaklaşır. Yaşlı adam, fakir olduğu için ilaç alamadığını söyler. Bizimki yaşlı adamcağıza acır, istediği ilaçları alır ve adamcağıza verir. Kısa bir süre sonra adamın öldüğünü duyar. Yaşlı adam çok zengindir ve bütün mirasını kendisine bırakmıştır. Saf adam artık zengin olmuştur. Birazda sevdiği dostuna olan kırgınlığıyla dostunun iş yerinin karşısında bir ev alır ve orya yerleşir. Yine bir gün evinin kapısını dilenci bir kadın çalar, yaşlı kadın çok aç olduğunu söyleyerek adamdan yemek ister. Kahramanımız hiç düşünmeden kadını içeriye alır. Karnını bir güzel doyurur. Kimsesi olmadığını öğrendiği kadına kendisinin de yalnız olduğunu söyler ve ekler : “Bu evde birlikte yaşayalım, sen evin işlerini görür, yemeklerini yaparsın; ben de senin giderini karşılar ve sana bakarım.”
Yaşlı kadın hiç düşünmeden teklifi kabul eder. Bir süre sonra yaşlı kadın bizimkine kendine uygun bir kız bulup evlenmesini söyler. Bizimki böyle bir kızı nasıl bulabileceğini bilmediğini, kendisinin istediği nitelikleri taşıyan bir kız bulamadığı söyler. Yaşlı kadın ona uygun bir kız tanıdığını ve kızı kendisiyle görüştürebileceğini söyler. Saf adam yaşlı kadının tanıştırdığı kızla görüşür, onu beğenir, sonunda evlenmeye karar verir ve düğün davetiyelerini bastırır.
Bizimki kırgın olduğu halde, bir zamanlar çok samimi olduğu dostunu unutmamıştır... Biraz da geldiği konumu görmesi açısından samimi arkadaşına da davetiye gönderir. Düğün günü gelip çatar. Saf adam düğün salonunda bir şeyler söylemek isteğiyle mikrofonu alır ve başlar yaşadıklarını anlatmaya:
- Eskiden çok sevdiğim bir dostum vardı. Bir gün işleri bozulunca benden borç para istedi. Elimdeki bütün parayı ona verdim. Evlenmek üzere olduğum nişanlımı çok beğendiğini söyleyerek benden istedi. Çok üzülerek de olsa, dostluğumuzun hatırına onu da kendisine verdim. Çünkü biz gerçek dosttuk ve onun üzülmesini istemedim. Sonra işlerim bozuldu işsiz kaldım. Aklıma ilk o geldi, fabrikasına gittim ve çalışmak için kendisinden iş istedim. Ama ne yazık ki bana iş vermedi. Çok üzüldüm, ama yine de arkadaşıma kızmıyorum. Çünkü biz gerçek dosttuk.
Bu konuşma üzerine kurnaz olan arkadaşı daha fazla dayanamaz. Bu kez mikrofonu o eline alır ve başlar konuşmaya:
- Benim de bir zamanlar çok sevdiğim bir dostum vardı. İşlerim bozulduğunda kendisinden para istedim, bütün parasını bana verdi. Sonra ondan nişanlısını istedim, üzülerek nişanlısını bana verdi. Nişanlısını istememin sebebi o kadının arkadaşıma layık olmamasıydı, çünkü o aslında bir hayat kadınıydı. Kendisi çok saf olduğu için arkadaşımı o kadından bu şekilde kurtardım. İşleri bozulduğunda gelip benden iş istedi. Arkadaşımı kendi emrimde çalıştıramazdım, o yüzden ona fabrikamda iş vermedim. Günün birinde karşılaştığı yaşlı adam benim babamdı. Babam ölmek üzereydi, onu arkadaşımın yanına ben gönderdim ve mirasını ona ben bıraktırdım. Evine gelen dilenci kadın benim annemdi. Ona bakıp iyi yaşamasını sağlamak için annemi ona ben gönderdim. Şu anda evlenmek üzere olduğu kız benim kız kardeşim. Onu arkadaşımla evlenmeye ben ikna ettim.
Son bir gayretle arkadaşına dönen kurnaz adam, konuşmasını gözyaşları içinde şu cümleyle tamamlar :
-Her şey senin içindi...

ESKİDEN İYİLİK YAPARLAR, SÖYLEMEZLERDİ.
SONRA HEM YAPMAYA, HEM SÖYLEMEYE BAŞLADILAR.
ŞİMDİ İSE YALNIZ SÖYLÜYORLAR...

0 yorum: